Çok sık karşımıza çıkan, filmlere konu olan, belgesellerde bilimsel hakikati açıklanan, düşünür ve yazarların asırlardır araştırdığı bir konu olan an’ı yaşama kavramı meşhur olduğu kadar içinden de çıkılamayan bir konudur.

Bu soruya ben de cevap aradım. Daha doğrusu bu an’ı yaşamaya ulaşmayı yıllarca ben de bekledim. Sonra tecrübelerimle gördüm ki o aslında hep benimle berabermiş. Hani bir benzetme vardır; bir eşeğin üstünden bir havuç sarkıtılır. Ama havuç eşeğe bağlı; eşek gider havuç gider. Ve o yolculuk hiç bitmez. Ta ki farkındalık dediğimiz bilinç de gelişinceye kadar biz de havucun kendimize bağlı olduğunu görüyor ve onu elde ediyoruz. Artık o saatten sonra biz hayalin peşinden gitmiyoruz. O hayal direkt ve anda yaşamaya başlanıyor. Evet soruma bulduğum cevap bu idi. Ama daha ilginç olanı bunu bilimsel bir şekilde öğrencilerimle nasıl paylaşacağımdı.

Anı yaşamak

An’ı Yaşamayı iki şekilde özetleyebilirim.

Birincisi; O anda kalabilmek demek olan farkındalıktır. Bu herkesin üzerinde kafa yorduğu ve çözüm önerileri getirdiği bir konudur. Bizler aynı anda yalnızca bir işe odaklanabiliriz. O an odaklanmayıp zihnimiz ileriye ya da geriye giderse yaşadığımız anda ne kadar ayrıntı varsa bunu kaçırırız. Bu anları kaçırmamak için de uyanıklık denilen sistem devreye girer ve bakan değil gören oluruz. Ayrıca bu an’a odaklanma prosesi ömür boyu devam eder gider. Bir an boş bıraksan o da seni terk eder. Bu tıpkı müzikaleti çalan ya da spor yapan kişinin durumuna benzer. Evet müzikle veya sporla uğraşanlar bilirler mesleklerinin ne kadar nankör olduklarını. Bir an pratik yapmayı terketseler, o yetenek de hemen onları terkeder. Anda kalmak da böyledir. Hep o kası gelişmesi için uyanık olmak gerekir.

İkincisi ise; İngilizcesi “Inner Peace”, Arapçası “Kalbin Mutmain Olması” ve Türkçesi İçsel Huzuru Yakalama” olan bir durumdur. İçsel huzuru yakalayamamış birisi, yüzeysel olarak ne kadar nefes teknikleri çalışsa, yoga yapsa, zaman zaman anı da yaşasa bu süreç çabuk geçecek ve tekrar o kişi sıkıntılı haline geri dönecektir. Bundan dolayı “İçsel Huzuru Yakalama” çalışması biraz uzun ama garantili bir süreçtir. Çünkü geçmişiyle yüzleşip barışamayan bir insan hayat boyu bir çok an’ı kaçırıp hayatından lezzet alamayacaktır. Burada tavsiyem kısa zevkler ve anlık başarılar peşinde koşmak yerine kendimizi tanıyacak ve içimizdeki anlamlandıramadığımız tecrübelerin manalarını araştıracak bir yola girmektir. Bu da bizi eninde sonunda içsel huzura götürecektir.

Demek ki insan hem an’ı anda yaşayarak detayları yakalayıp farkındalığı sağlıyor; keyif, başarı ve ayrıcalık elde ediyor hem de hayat boyu yaşadığı tecrübeleri anlamdırarak içsel huzuru buluyor ve tatmin ile gerçek mutluluğu yakalayarak ebedi hayata sahip oluyor.